Bizden Haberler

BİZDEN HABERLER

Fidan Bağış Sertifikası
Fidan Bağış Sertifikası Bu Ülkeye bizden de bir nefes bırakıyoruz. 


"Değişim Yönetiminde Teknolojinin Önemi"
Kuruluşların stratejik, çevik bir yönetim kültürü ve alt yapısı ile gelecek nesillere taşınması, ülke ekonomisine ve istihdama katkısı her işverenin temel odak alanlarında olmalıdır.
 
Kuruluşların rekabet gücünün sürdürülebilir kılınmasında ve kurumsal yapının sürdürülebilirliğinde temel kriterler; sektördeki değişime adapte olma, teknolojik değişime adapte olma, yenilikçi ürün ve hizmet üretimine odaklanmanın yanı sıra kurumsal zekâ, bilgi yönetimi alt yapısını ve çalışma kültürünü yerleştirmek, insan kaynakları yetkinliklerinin işe uyumunu ve sürekli gelişimini sağlamaktır. Dış çevredeki değişime ve özellikle teknolojik değişime duyarlı olmanın yolu stratejik yönetimin, vizyon, misyon ve değerler ile yönetimin kuruluş genelinde iş yapma kültürünün bir parçası haline gelmesinde yatıyor. Güncel, yaşayan ve adaptasyon hızı yüksek planlarla kendini düzenli olarak gözden geçiren, değerlerini kuruluş genelinde davranış modeline dönüştüren kuruluşlar daha çevik ve hızla adapte olan yapılara dönüşecek, sürdürülebilir büyüme ve kârlılık hedefine daha hızlı ulaşacaktır. Bunun için sadece insan kaynaklarının yönlendirilmesi ve motivasyonu değil, aynı zamanda hedef ve gerçekleşmelerin bir yazılım alt yapısında bilgi sistemleri ile entegre çalışması da gereklidir. Aksi taktirde, departman ve çalışanların başarı seviyesi izlenemez, hedefe ulaşmak için zamanında aksiyon alınamaz.
 
Bilgi Teknolojileri Altyapıları Güçlendirilmeli 
Yenilikçi ürün ve hizmet geliştirmede dış çevrenin düzenli takibi ve analizi yanında, yenilikçi geliştirmelere hizmet edecek verilere sistem alt yapısı üzerinden ulaşmak ve bu verileri yeni ürün ve hizmet geliştirme süreçlerine taşımak da süreç başarısını artıracaktır. İşte bu nedenle kuruluşların farklı ve birbiriyle konuşmayan yazılımlar yerine, entegre, bilgi güvenliği ve tekliği sağlanmış karar destek hizmeti sağlayan alt yapılara ihtiyacı bulunuyor. Birçok kuruluş bunun farkında değil ve dağıtık yönetimle bilginin sunduğu fırsatları kaybetmekle meşgul. Tüm kuruluşlara tavsiyem, hızla bilgi teknolojileri altyapılarının yetkinliğini, raporlama ve bilgi ihtiyaçlarını uzman desteği ile gözden geçirmeleri ve sağlıklı sistemlere dönüştürmeleri. Aksi taktirde kaynak yönetimini etkin olarak yapamayacaklar, geleceğe yönelik karar ve hedefleri oluşturmada veya istatistiki verinin gücünü kullanmakta geri kalacaklar, başlarına gelenin nereden kaynaklandığını düşünmekle vakit kaybedecekler. Kurumların çoğu stoklar, insan kaynağı, finansal kaynaklar, teknolojik varlıklar gibi kaynaklarının etkin yönetimi konusunda gri alana sahip. Bu durum KOBİ’lerde, kamu yönetiminde ve yerel yönetimlerde rastlanan en önemli hastalıklardan.
 
Süreçler İzlenilebilir Olmalı 
Kurumsal zekâ ve entegre veri yönetiminde en kritik konu ise tüm süreçlerin bir yazılım ortamında canlıya aktarılması, süreç risk ve performans göstergelerinin izlenebilir ve raporlanabilir hâle dönüştürülmesi. Sadece bir doküman yönetimi sisteminin parçası olan süreç haritaları ve prosedürler uygulamaya yeterince ışık tutmayacak, hatta bazen güncellenmeleri bile atlanabilecektir. Süreçlerin izlenebilirliği hem karar alma süreçlerinin hızlanmasına ve kalitesinin artmasına hem de süreç yönetimi ile hedeflerin yakalanmasına hizmet edecek, iyileşme alanları hızla keşfedilerek kârlılık ve verimlilik artırılacaktır. Daha çevik süreçler kurumsal çevikliğe de hizmet edecektir. Kurumsal gelişim ve değişimin yönetimi teknoloji-sistem-insan faktörlerinin nitelikli bir kombinasyonu olup, kuruluşların bu doğrultuda düşünmesi ve yönetmesi işleri daha başarılı kılacaktır. 
 
Biz ICC Uluslararası Danışmanlık Şirketi olarak danışmanlık hizmetlerimizin teknolojik vizyon ile buluşmasına önem veriyor, müşterilerimizin uygulanabilir ve ölçümlenebilir sistemlere sahip olması için en doğru çözümleri sunuyoruz.
 


“Kurumsallaşmanın bütünsel bir bakış açısı ile sağlanabileceğine inanıyoruz.”
“Kurumsallaşmanın bütünsel bir bakış açısı ile sağlanabileceğine inanıyoruz.” Ekonomik sürdürülebilirliğin temelinde kurumsal risk yönetimi vardır”

ICC Uluslararası Danışmanlık Genel Müdürü B. Tülin Seçen:
“Kurumsallaşmanın bütünsel bir bakış açısı ile sağlanabileceğine inanıyoruz.”


Firmanızı tanıyabilir miyiz?
23 yıl önce kurmuş olduğum ICC, bugün yönetim danışmanlığı alanında ülkemizin lider şirketlerinden biridir. Amacımız, ülkemizin kurum ve kuruluşlarının rekabet gücünü ve sürdürülebilirliğini artırmak, kurumsal yönetim
yetkinliğinin ve kurumsallaşma süreçlerinin geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz 1000’e yakın projedeki müşteri portföyümüzün yarısını özel sektör firmaları, diğer yarısını da kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler ve sivil toplum örgütleri oluşturmaktadır. Referanslarımızla büyüyoruz
ve müşterilerimizin uzun dönemli çözüm ortağı olarak onlarla birlikte yeni başarı hikâyelerine imza atmaya devam edeceğiz.
 
Sunduğunuz çözümler hakkında bilgi alabilir miyiz?
ICC olarak kurumsallaşmanın bütünsel bir bakış açısı ile sağlanabileceğine inanıyor ve tüm danışmanlarımızı çoklu disiplinde kurumsal gelişim uzmanları olarak yetkinleştiriyoruz. Bu kapsamda temel olarak aşağıdaki alanlarda hizmet veriyoruz:
·        Strateji Geliştirme ve Planlama
·        Kurumsal Performans Sistemleri
·        Risk Yönetimi (Kurumsal Risk Yönetimi, İş Sürekliliği Yönetimi, Proje Risk Yönetimi)
·        Organizasyon Yapılandırma
·        Süreç Yapılandırma ve Geliştirme
·        Değerlendirme Hizmetleri
 
Kurumsal risk yönetiminin marka imajına ve firma sürdürülebilirliğine katkısı ne yöndedir?
Ekonomik sürdürülebilirlik çoğu kuruluşun kendisini en sağlam hissettiği faktör olup, ekonomik sürdürülebilirliğin temelinde “kurumsal yönetim yetkinliği” ve “risk yönetimi” yatmaktadır. Öte yandan bir marka olarak değer yaratmanın temelinde de “pazardaki konumu ve talep sürdürülebilirliğini sağlamak” ile “riski azaltmak ve gelecek nesillere devir olacak sağlam bir yapıyı güvence altına almak” unsurları bulunmaktadır. Bu saptamadan hareketle rahatlıkla söyleyebiliriz ki;
·        Kurumların stratejilerinin, bu strateji ve hedeflerin gerçekleşmesine olumsuz etkide bulunacak kritik risklerin yönetim kurulu seviyesinde sahiplenilmesi,
·        Stratejik, finansal, operasyonel ve kurumsal risklerin ve bunların iş sürekliliğine ve marka değerine etkilerinin ele alındığı organizasyonel sahiplik, sistem ve süreçlerin varlığı,
·        Kurum kültürünün ve uygulama yetkinliğinin geliştirilmesi,
·        Performans ve risk odaklı çalışma ve yönetim kültürünün iş yapma biçiminin bir parçası hâline getirilmesi marka imajını ve değerini artıracak; güvenilir bir marka olarak kurumların talep yaratma yeteneği yükselecektir.
Öngörülmemiş ve yönetilemeyen riskler nedeniyle oluşacak krizler ve bunlarla ilgili kurumsal iletişim stratejilerinin olmaması ise marka değerini ve güvenilirliğini sarsacak, kuruluşların varlığını tehdit edecektir.
 
Kamu şirketleri yönetimi ve yerel yönetimlerde kurumsal risk yönetimi nasıl gerçekleştirilir, ne gibi artılar sunar?
Kamu ve belediye şirketleri, özel sektör firmaları gibi kâr odaklı çalışan, ancak kâr dağıtımı yapmayan ve müşterileri için ürün veya hizmet üreten organizasyonlardır. Bu kurumlar, kalkınma planı ve kurumsal düzeyde belirlenen vizyon ve stratejik hedeflerin başarılmasından sorumludur ve bu ancak;
·        Rekabetçilik düzeyini, kurum ve marka itibarını artırmak,
·        Kârlı ve verimli çalışmak,
·        Yüksek performanslı çalışan kültürü oluşturmak,
·        Güçlü ve sürdürülebilir bir kurumsal yapıya sahip olmak ile mümkündür.
Belediyelerde ise tek fark kâr merkezli değil, hizmet ve verimlilik odaklı çalışmaları ve sürdürülebilir belediye faaliyetleri için gelir sağlamalarıdır. Bu kapsamda kurumsal sürdürülebilirlik ve etkin yönetişim için tüm seviyelerde risklerin belirlenmesi, kök nedenlerin analizi ve riski azaltan/önleyen aksiyon planlarının yapılarak
risk göstergelerinin izlenmesi, etkin bir şekilde yönetilmesi kamu şirket faaliyetlerinin en kritik süreçleri arasındadır. Bu sistemlerin etkin uygulanması için belirlenen kritik risklerin sahipliği en üst düzeyde sağlanmalı ve iç denetim faaliyetleri ile kontrol altında tutulmalıdır. Belediyeler açısından en kritik operasyonel risklere örnek vermek istediğimizde; çıkar gruplarının plan yapım süreçleri üzerindeki baskısı, belediyeye ait taşınmazların ve tasarrufunda bulunan kamusal alanların ilgililere hatalı ya da amacı dışında tahsis edilmesi, mevcut altyapı ile imar planlarının uyumlu olmaması, hedeflenen yeşil alan miktarına ulaşılamaması; kültür, sağlık, sosyal yardım gibi alanlarda sürdürülebilir faaliyetler planlanmaması ve kaynak sarfı gibi risklerden bahsedebiliriz. Burada en kritik konu, şirketlerin ve belediyelerin stratejilerinin, hedeflerinin doğru belirlenmesi; proaktif performans ve risk yönetimi kültürünün kurum genelinde ve projelerin yönetiminde tkinleştirilmesidir. Etkin bir risk yönetimi sistemi ile kurum/il vizyon ve stratejilerine ulaşılabilir, kritik risklerin takibi ile krizler etkili bir şekilde yönetilebilir; verimlilik, etkinlik, kârlılık ve yetkinlikler artırılabilir, iş sürekliliği ve paydaşlara maksimum fayda sağlanabilir.
 
Hedefleriniz hakkında neler söylemek istersiniz? 2019 ajandanızda neler var?
Mesleğimizin ve iç danışmanlık yetkinliğinin gelişmesine ve kuruluşların danışmanlık araçlarına ulaşılabilirliğinin artırılmasına yönelik teknolojik çözümlerimiz ile de farklılaşmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, içinde risklerinde değerlendirildiği ve aksiyon planlamasının yapıldığı yeni bir danışmanlık aracını müşterilerimizle buluşturmayı hedefliyoruz.



“KURUMSAL DEĞER VE HEDEFLERİN DAVRANIŞ MODELİNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİNDE ÇÖZÜMLER SUNUYORUZ”
“KURUMSAL DEĞER VE HEDEFLERİN DAVRANIŞ MODELİNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİNDE ÇÖZÜMLER SUNUYORUZ”

“Kurumlara stratejilerinin belirlenmesi, stratejileri ile uyumlu olarak organizasyon

yapısının ve süreçlerin geliştirilmesi gibi konularda hizmetler veriyoruz.”

 

 

ICC Genel Müdürü B. Tülin Seçen, “Türkiye’nin önde gelen yönetim danışmanlığı şirketi olarak, 22 yıldan beri faaliyet gösteriyor; kurumlara stratejilerinin belirlenmesi, stratejileri ile uyumlu olarak organizasyon yapısının ve süreçlerin geliştirilmesi, kurumsal değer ve hedeflerinin davranış modeline dönüştürülmesinde çözümler sunuyoruz” diyerek sözlerine başlıyor. Seçen, kurumsal  yönetim  ve sürdürülebilirlik açısından kurumların mevcut yapılarının analizi ve gelişim önerilerinin oluşturulmasına yönelik hizmetleriyle ilgili olarak, “Temel olarak; şirket strateji ve hedeflerinin analizi, sektör ve rekabet yapısının analizi, şirket yönetim kurulu ve yönetim yapısının analizi, şirket organizasyon yapısının ve fonksiyonların analizi mevcut kaynaklarının analizi, finansal yapısının analizi, İnsan Kaynakları yapısının ve çalışan profilinin ve yetkinliklerinin analizi, risklerin analizi, güçlü ve zayıf yanların belirlenmesi, kurumsal gelişim ve rekabetçi bir yapı için gelişim önerilerinin ve yol haritasının oluşturulması gibi süreçleri uyguluyoruz” ifadelerinde bulunuyor.

 

“Kurumların stratejilerini başarması sürecinde en yakın iş ortağı oluyoruz” “İhtiyaçlar doğrultusunda; kurum strateji ve hedeflerinin güncellenmesi, organizasyon yapısı ve iş süreçlerinin stratejiler ile uyumlu hale getirilmesi, yapılandırılan süreçlerin bilgi teknolojileri alt yapısında etkinleştirilmesi ve iş yapma biçiminin bir parçası haline dönüştürülmesi, değişim yönetiminin sağlanması konusunda da destek veriyor ve kurumların stratejilerini başarması sürecinde en yakın iş ortakları olarak iş birliği yapıyoruz” diyen Seçen, bugüne kadar ulusal ve uluslararası boyutta bine yakın projeyi başarı ile tamamladıklarını aktarıyor.

 

“Kurumların öncelikle sağlıklı bir İnsan Kaynakları politikasına ihtiyaçları var” Seçen, kurumların çalışan bağlılığını sağlamalarıyla ilgili görüşlerini de paylaşarak, “Kurumsal yetkinliklerin devamlılığında ve maliyetlerin azalmasında çalışan devir hızının azalması önemli bir unsur. Kurumların işe uygun insan kaynağına ulaşabilmesi için öncelikle sağlıklı bir İnsan Kaynakları politikasına ihtiyaçları var. Bu suretle istedikleri yetenekleri işletmeye dahil edebilirler; ancak bu da yeterli değil. Vizyon, misyon ve değerler gibi kurumun stratejik söylemleri, bu söylemlerin gerçekleşmesine hizmet edecek hedef ve yetkinlik modelinin varlığı, çalışanların davranış modelinin bu yönde gelişmesine hizmet edecek kurum içi iletişim ve İnsan Kaynakları süreçlerinin varlığı ve etkin bir şekilde uygulanması çalışan bağlılığının sağlanmasında kritik öneme sahiptir” diyor. Seçen, burada kilit unsurun liderlik, etkili bir kurumsal iletişim ve takım ruhunun gelişmesini sağlayacak kurum kültürü olduğunu sözlerine ekliyor.