Bizden Haberler

BİZDEN HABERLER

ZOR ZAMANLARDA İŞİ SÜRDÜREBİLMEK VE COVID-19
ZOR ZAMANLARDA İŞİ SÜRDÜREBİLMEK VE COVID-19
ZOR ZAMANLARDA İŞİ SÜRDÜREBİLMEK VE COVID-19
Bu Pazartesi günümüze tüm toplantılarımızın iptali ve projelerimizin ileri tarihlere atılmasıyla başladık. Ben de bunu bir fırsat görüp, firmalarımızın bu işe ne kadar hazırlıklı yakalandığını veya hazır olmadıklarını değerlendirmeye çalıştım. 
Örneğin toplantıları erteliyoruz, ama insanlar üretime veya çalışmaya devam ettikleri için aslında riski ertelemiyoruz, hatta yeterli önlem de almıyorsak çağırıyoruz. Yani 15 gün sonra bir araya geldiğimizde bir kısmımız arınmış, diğer kısmımız ise riske maruz da kalmış olabilir. Ya da yeterli önlem alınmadığı için 15 gün sonra operasyonlarımızda çalışacak insan kaynağı da bulunmayabilir. İşte bu kapsamda ülkemiz işletmelerinin, kuruluşlarının riskleri ne kadar etkin yönettiğine ve iş sürekliliğini nasıl sağladığına odaklanmak istedim. 
İş sürekliliği risklerini analiz ettiğimiz ve iş sürekliliği planlaması yaptığımız müşterilerimizde olası afetlerde (deprem-salgın hastalık vb.) işin sürdürülebilirliğini nasıl sağlayacağımız ve hiçbir kayba uğramadan süreci nasıl yöneteceğimiz konusunda planlamaları da yapmıştık, bu planları sağlıklı bir şekilde uygulayan ve gerekli aksiyonları zamanında almış olan müşterilerimizin içinde geçtiğimiz süreci en az kayıp veya iş kaybına uğramadan geçireceğine hiç şüphemiz yok. Biz her zaman danışanlarımıza ve kurumlara;
Stratejik
Operasyonel
Finansal
İnsan Kaynakları
Teknoloji
Pazar
Yasal risklerinin pro-aktif bir şekilde her şeyin en yolunda gittiği zamanlarda belirlenmesi ve zor zamanlarda bunların kılavuzluğundan faydalanılmasını önerdik. Malum ülkemizde zora düşmeden hiçbir şey yapmayız ve tabii bunun bize bilançosu da çok ağır olur.
Risk adı ne? Salgın hastalıklar, deprem vb. afetler
Etkilediği göstergeler neler? satışlarda azalma, ciroda düşme, karlılık oranlarında düşme, pazar kaybı
Alınması gereken aksiyonlar ne? Bu şirketten şirkete, kurumdan kuruma değişmekle beraber her kurumun uygulayabileceği temel aksiyonlar;
Alternatif depolar oluşturmak,
Alternatif tedarikçiler belirlemek,
Uzaktan satış teknolojik alt yapısını oluşturmak,
Satış ekiplerine uzaktan satış ve satış ağı yönetimi becerilerini kazandırmak,
İnternetten satış/hizmet seçeneklerini yapılandırmak, 
Çalışanlarımıza uzaktan çalışma, verimlilik ve maliyet yönetimi kültürünü yerleştirmek,
Uzaktan çalışma prosedürlerini, yöntemlerini, performans takip sistemlerini (Uzaktan çalışma el kitabı) ve teknolojik alt yapısını hazırlamak,
Kritik personeli belirlemek ve yedeklenmesini sağlamak,
Acil durum yönetiminden sorumlu ekipleri belirlemek ve yedeklenmesini sağlamak, bu ekipleri eğitmek ve gerekli alt yapı ve tatbikatlar konusunda kaynakları sağlamak,
Yabancı uyruklu çalışanların seyahatlerine veya işe amadeliklerine ilişkin planlamaları yapmak vb. gibi birçok konuyu sıralayabiliriz.
Uluslararası şirketlerde bu hizmeti 10’larca yıl önce verdiğimizde tüm bu planlamalar yapılmış ve yönetim el kitapları oluşturulmuştu, hatta uzaktan çalışmanın sadece hizmet sektöründe değil üretim sektöründe de planlanabileceğini test edebilmiştik. Tabi bu şirketlerdeki kültür ve kuruluşların sürdürülebilir üretim ve hizmet konusunda hassasiyeti bu çalışmaların daha felaketler yaşanmadan veya bu riskler henüz tehdit değilken yapılmasına etken oldu. Hatta uygulamalarını bir yıllık bir programla etkinleştirdiler. 
Benzer çalışmayı yaptığımız diğer şirketlerdeki uygulamaların da bugün işe yaradığını umuyorum.
Düşünelim bakalım, ülkemizde kaç şirket veya kurum iş sürekliliği planlaması yapmış vaziyette.  Son 6 ay içinde yaptığımız bir çalışmada temin ettiğimiz istatistiki bir veriyi sizlerle paylaşmak istedim.  Kamu ve özel şirketlerden ve yerel yönetim kuruluşlarından seçilen 144 kuruluşta (çalışan sayısı 10 ve üzeri)  yapılan anket çalışmasına göre iş sürekliliği politikası olan kuruluş sayısı 45, iş sürekliliği planı olan 42, felaket kurtarma merkezi olan 44, yedekli alt yapısı olan 100, iş sürekliliği tatbikatı olan 22, hiç birisine sahip olmayan 18. Bu firmalara hangi standartlar uygulanıyor diye sorulduğunda da 80’inin ISO 27001 Bilgi Güvenliği yönetimi alanında önlem aldığını görüyoruz. BS 25999 (iş sürekliliği yönetimi standardını uyguladığını belirten kuruluş sayısı sadece 12, yani katılan firmaların %8,3’ü. Bizde iş sürekliliği daha çok Bilgi Teknolojileri Güvenliğine ilişkin süreçler olarak algılanıyor. Bunun nedeni de geçmiş 5-10 yıl içinde özellikle orta ölçekli firmalarımızın birçoğunun siber bir atak sonunda önlem almak zorunda kalmalarıdır. Ya da finansal riskler olarak algılanmaktadır. 
Tehlike ile karşı karşıya kaldığımızda, yani riske maruz kaldığımızda ne ve nasıl yapacağımızı ve ne kadar hazırlıklı olup, olmadığımızı görüyoruz. Hatta son bir hafta içinde de uzaktan çalışma konusunda danışmanlık ihtiyaçlarının arttığını da fark ettim, işte proaktif olarak stratejik yönetim ve risk yönetimi uygulayamamanın artçıları….
Şu an yüzleştiğimiz bu sıkıntıdan hasar almadan veya en az hasar ile kurtulmanın yolu;
Üretim tesislerimizde kurum doktoru ile koordineli olarak risk grubuna yakın personelin idari izinli sayılması,
Servis ve ulaşım olanaklarının doğrudan kuruluş tarafından sağlanması ve araçlarda hijyen kurallarının en üst düzeyde uygulanması,  
Kritik işlerin ve personelin belirlenmesi ve kritik personelin bu işe en yatkın iş arkadaşı tarafından yedeklenmesine olanak sağlayacak iş başı eğitimin yapılması
İşi evinden yürütebilecek pozisyon ve unvan sahiplerinin belirlenmesi, işi evlerinden yapabilmelerine olanak sağlayacak alt yapıların sağlanması, çalışma esaslarının belirlenmesi ve uygulanması,
Uzaktan satış teknikleri konusunda satışçıların bilgilendirilmesi ve müşteri ve bayilerle uzaktan erişim ile ziyaret ve toplantı planları yapmalarının sağlanması.
Tehlike geçtikten sonra yapacağımız ise son derece basit, işimizin sürdürülebilirliğini tehdit eden riskleri saptamak, iş sürekliliği planlamamamızı yapmak, risk senaryolarına bağlı olarak alternatiflerimizi oluşturmak, teknolojik alt yapımızı  ve iş süreçlerimizi bu tür riskler altında sorunsuz çalışabilir şekilde yeniden yapılandırmak, işletmelerimizi belirli fonksiyonlar için  uzaktan çalışmaya hazır hale getirmek, çalışanlarımızı eğitmek, kurum kültürünü oluşturulacak yeni politikalar doğrultusunda geliştirmek. 
Yakın tarihli bir Gallup araştırmasına göre, ABD işgücünün% 43'ünün evden çalıştığını, Buffer’ın Uzaktan Çalışma 2018 Raporu’nda ise, anket katılımcılarının % 90'ının kariyerlerinin geri kalanında uzaktan çalışmayı planladıklarını ve% 94'ünün başkalarını uzaktan çalışmaya teşvik ettikleri belirtilmektedir. Bu durum işverenler açısından da daha küçük ve yaşanabilir ofisleri daha az personel harcamaları ve idari masraflar demek. 
Teknolojik değişimin en önemli unsurlarından birisi olan uzaktan çalışma kültürünün işletmemizde yerleştirilmesi, orta ve uzun dönemde uzaktan çalışmaya hazır olmak için de;
Uzaktan çalışma politikasının belirlenmesi
Uzaktan çalışmaya uygun işlerin belirlenmesi
Uzaktan çalışmaya uygun ortak çalışma alanı ve BT teknolojik alt yapısını hazır hale getirilmesi 
o Ekiplerin birbiri ile sürekli bağlı kalmasını sağlayacak alt yapılar
o Uzaktan çalışırken, dokümantasyon, iletişim ve güncellemeleri paylaşmak için bir ortak kullanıma ve veri kaydetmeye olanak sağlayan sistemler
Uzaktan çalışmaya yönelik sürecin tanımlanması, süreç risk ve performans göstergelerinin belirlenmesi, ilgili prosedürlerin oluşturulması
Uzaktan çalışacak personel görev, yetki ve sorumluluklarının bu doğrultuda revize edilmesi
Uzaktan çalışacak personel, ücret, yan haklar vb. özlük haklarının yeniden tasarlanması
Uzaktan çalışacak personelin performans yönetimine yönelik süreçlerin tasarlanması
Sabancı Dx tarafından bu gün yayınlanan duyurunun bir kısmını da sizinle paylaşmak istedim, bakı ne diyor; “Sürdürülebilirlikten ödün vermeden operasyonlarımızı yedekledik, operasyonel süreçlerimizin ve sunduğumuz hizmetlerin sürekliliğini tesis eden altyapılarımızı, uzaktan müdahaleyi gerektiren durumlar dahil tüm koşullarda kesintisiz ve erişilebilir şekilde çalışmak için yapılandırdık. Bu hassas süreçte sizlere sunmuş olduğumuz hizmetleri insan ve çalışan sağlığından ödün vermeden kesintisiz hizmet kalitesi ile sürdürmek için gerekli tüm önlemleri aldığımızı bilmenizi isteriz. “ 
Unutmayalım ki “Bir defa felaket yaşarsak bir daha planaihtiyacımız olmayabilir!”
Tüm insanlığın ve kurumların bu süreci kurumsal ve kişisel düzeyde en sağlıklı şekilde atlatabilmesini diliyorum.
 
B. Tülin Seçen
 
 
 


Ülkemizin Önemli Değeri Bor Madenlerinin Geleceği için Bir Yaklaşım
Ülkemizin Önemli Değeri Bor Madenlerinin Geleceği için Bir Yaklaşım

ICC’nin Ülkemiz için stratejik olan BOR Madenleri ve Bora dayalı Ürünler Konusunda  2011 yılında hazırladığı Bor ürünleri Teknolojik Yol Haritasında ve stratejilerinde önerdiği teknolojilere dayalı yatırımlar gerçekleşiyor. Bor Karbür Üretim Tesisi işletmeye alındı.

Dünya bor rezervlerinin %74’üne sahip olan ülkemizde, katma değerli bor teknolojilerinin özel sektör açısından da önemli fırsatlar sunduğu bir gerçek. Rezervlere yakın alanlarda kümelenme modeli ile yüksek teknolojili ürünlerin üretimi dünyada sadece rezerv olarak sahip olduğumuz üstünlüğü ekonomik güce de çevirecek, ülkemizin kalkınmasına önemli katkıda bulunacaktır. Ülkemizin bor ürün ve teknolojilerinde bor uç ürünlerine yönelerek ülkemizi bir dünya merkezi haline getirmek, teknoloji ve üretimde dünya lideri olmak için aşağıdaki alanlarda stratejik yaklaşımlar geliştirmesi önem arz etmektedir;

  • Maden işletmeleri etrafında kümelenme yoluyla ileri teknoloji ürünleri üretimine yönelik planlama yapmak,  bu alandaki sanayiin geliştirilmesine yönelik mevzuat düzenlemesini yapmak ve teşvik alt yapısını geliştirmek,
  • Bora dayalı ar-ge (ürün ve teknoloji geliştirme)  faaliyetlerini ve bu alanda girişim yapacak özel sermayeyi desteklemek,
  • Yüksek hacimli üretilen/tüketilen rafine bor ürünlerinin kullanım alanlarını artırıcı, maliyet düşürücü, rekabet gücünü artırıcı çalışmaların yapılmasını teşvik etmek

 Öte yandan tüm bunların başarılabilmesi için; araştırma-geliştirme alt yapısı yetkinliği ve bu yetkinliğin sürdürülebilirliğini sağlayan yönetsel yetkinlikler kritik öneme sahiptir. Teknoloji geliştirme ve yönetim yetkinlikleri konusundaki ana başlıklar aşağıdaki gibidir:

  • Sektörün gelişmesine etkide bulunacak düzeyde araştırma yapılmasına olanak sağlayacak ve uzmanlık birikimini sağlayacak ar-ge laboratuvar alt yapısının ve laboratuvar ölçeğinden pilot ölçeğe geçişi sağlayacak pilot tesis alt yapısının oluşturulması ve sektördeki yeteneklerin merkezi yönetiminin sağlanması
  • Bu alt yapıların ve stratejik hedeflerin gerçekleştirilmesini sağlayacak organizasyon yapısının, operasyon ve yönetim süreçlerinin oluşturulması, insan kaynakları yetkinliklerinin geliştirilmesi önemsenmelidir.

 Dünyada yeni teknolojilerin geliştirilmesinde öncü olan savunma sanayii işbirliğinin benzer örneklerinden hareketle, yenilikçi ve pahalı teknolojilerin geliştirilmesinde savunma sanayii ile işbirliği yaparak yeni alanlar açılmasını sağlamak ve bu uygulamaların ilerleyen aşamalarda sivil kullanıma açılmasını sağlamak hedeflenmelidir. Bor Karbür üretimine odaklanmak bu yaklaşımın başarılı bir örneğidir.




Fidan Bağış Sertifikası
Fidan Bağış Sertifikası Bu Ülkeye bizden de bir nefes bırakıyoruz. 


"Değişim Yönetiminde Teknolojinin Önemi"
Kuruluşların stratejik, çevik bir yönetim kültürü ve alt yapısı ile gelecek nesillere taşınması, ülke ekonomisine ve istihdama katkısı her işverenin temel odak alanlarında olmalıdır.
 
Kuruluşların rekabet gücünün sürdürülebilir kılınmasında ve kurumsal yapının sürdürülebilirliğinde temel kriterler; sektördeki değişime adapte olma, teknolojik değişime adapte olma, yenilikçi ürün ve hizmet üretimine odaklanmanın yanı sıra kurumsal zekâ, bilgi yönetimi alt yapısını ve çalışma kültürünü yerleştirmek, insan kaynakları yetkinliklerinin işe uyumunu ve sürekli gelişimini sağlamaktır. Dış çevredeki değişime ve özellikle teknolojik değişime duyarlı olmanın yolu stratejik yönetimin, vizyon, misyon ve değerler ile yönetimin kuruluş genelinde iş yapma kültürünün bir parçası haline gelmesinde yatıyor. Güncel, yaşayan ve adaptasyon hızı yüksek planlarla kendini düzenli olarak gözden geçiren, değerlerini kuruluş genelinde davranış modeline dönüştüren kuruluşlar daha çevik ve hızla adapte olan yapılara dönüşecek, sürdürülebilir büyüme ve kârlılık hedefine daha hızlı ulaşacaktır. Bunun için sadece insan kaynaklarının yönlendirilmesi ve motivasyonu değil, aynı zamanda hedef ve gerçekleşmelerin bir yazılım alt yapısında bilgi sistemleri ile entegre çalışması da gereklidir. Aksi taktirde, departman ve çalışanların başarı seviyesi izlenemez, hedefe ulaşmak için zamanında aksiyon alınamaz.
 
Bilgi Teknolojileri Altyapıları Güçlendirilmeli 
Yenilikçi ürün ve hizmet geliştirmede dış çevrenin düzenli takibi ve analizi yanında, yenilikçi geliştirmelere hizmet edecek verilere sistem alt yapısı üzerinden ulaşmak ve bu verileri yeni ürün ve hizmet geliştirme süreçlerine taşımak da süreç başarısını artıracaktır. İşte bu nedenle kuruluşların farklı ve birbiriyle konuşmayan yazılımlar yerine, entegre, bilgi güvenliği ve tekliği sağlanmış karar destek hizmeti sağlayan alt yapılara ihtiyacı bulunuyor. Birçok kuruluş bunun farkında değil ve dağıtık yönetimle bilginin sunduğu fırsatları kaybetmekle meşgul. Tüm kuruluşlara tavsiyem, hızla bilgi teknolojileri altyapılarının yetkinliğini, raporlama ve bilgi ihtiyaçlarını uzman desteği ile gözden geçirmeleri ve sağlıklı sistemlere dönüştürmeleri. Aksi taktirde kaynak yönetimini etkin olarak yapamayacaklar, geleceğe yönelik karar ve hedefleri oluşturmada veya istatistiki verinin gücünü kullanmakta geri kalacaklar, başlarına gelenin nereden kaynaklandığını düşünmekle vakit kaybedecekler. Kurumların çoğu stoklar, insan kaynağı, finansal kaynaklar, teknolojik varlıklar gibi kaynaklarının etkin yönetimi konusunda gri alana sahip. Bu durum KOBİ’lerde, kamu yönetiminde ve yerel yönetimlerde rastlanan en önemli hastalıklardan.
 
Süreçler İzlenilebilir Olmalı 
Kurumsal zekâ ve entegre veri yönetiminde en kritik konu ise tüm süreçlerin bir yazılım ortamında canlıya aktarılması, süreç risk ve performans göstergelerinin izlenebilir ve raporlanabilir hâle dönüştürülmesi. Sadece bir doküman yönetimi sisteminin parçası olan süreç haritaları ve prosedürler uygulamaya yeterince ışık tutmayacak, hatta bazen güncellenmeleri bile atlanabilecektir. Süreçlerin izlenebilirliği hem karar alma süreçlerinin hızlanmasına ve kalitesinin artmasına hem de süreç yönetimi ile hedeflerin yakalanmasına hizmet edecek, iyileşme alanları hızla keşfedilerek kârlılık ve verimlilik artırılacaktır. Daha çevik süreçler kurumsal çevikliğe de hizmet edecektir. Kurumsal gelişim ve değişimin yönetimi teknoloji-sistem-insan faktörlerinin nitelikli bir kombinasyonu olup, kuruluşların bu doğrultuda düşünmesi ve yönetmesi işleri daha başarılı kılacaktır. 
 
Biz ICC Uluslararası Danışmanlık Şirketi olarak danışmanlık hizmetlerimizin teknolojik vizyon ile buluşmasına önem veriyor, müşterilerimizin uygulanabilir ve ölçümlenebilir sistemlere sahip olması için en doğru çözümleri sunuyoruz.